Hedeflerin arasındaki bankacı

17 yıllık başarılı bir meslek hayatı 2 kredi kartı satışı yapamayınca nasıl sıfırlanıyor? İbretlik bir yorum: Türkiye’nin en büyük bankalarından birinde 17 yıldır çalışan bir bankacının sözleri, sektörün  görünmeyen yüzünü gün ışığına çıkartıyor.
 
17 yıllık bankacılık hayatımda hep başarı ödülleri aldım başarılı oldum, kasamı tutturdum…
Atm’lere baktım …
Atm’leri tamir ettim…
Arşivlerde gece yarılarına kadar çalıştım ( Terfi ettim mi? O da benim ayıbım değil) işimi de çok sevdim insanlarla konuşmak sorunlarını çözmek BANKACILIK hizmeti vermekten hep mutlu oldum.
Bize yıllarca takım ruhu banka kültürü, tek amaç tek ruh öğrettiler .
Ama şimdi ne oldu hele de son bir yıldır?
Artık kendimi değersiz aşırı beceriksiz ve başarısız hissediyorum ve öyle olduğumu düşünüyordum.
Dün durdum..Gelen bir mesaj kendime getirdi beni. Ne yani 17 yıldır başarılıydım da şimdi mi 2 kredi kartı satamadım diye, bireysel kredinin içine( müşterinin isteyip istemediğini bilmeden )sigorta satamadım diye mi değersiz ve başarısızdım?
Yok siz öyle de deseniz de sevgili yöneticilerim öyle değil.
Ben başarılıyım ve bankacıyım!
İyi bir anneyim iyi bir ekonomistim, arkadaşlık ilişkilerim iyi, yani ben başarılıyım.
Bu bankada bir sürü arkadaşıma yardım ettim bunca yılda bir sürü kişiye yol gösterdim işimizi öğrettim doğruyu yanlışı gördüm hep paylaştım ama artık gerek kalmadı tek başarı kriteri SAT- SAT- SAT-SAT,  NASIL SATARSAN SAT!
Bence bu gidiş başarısız. Takım arkadaşlarım yada iş arkadaşlarım diyemiyorum. Burada birlikte çalıştığım yan yana oturduğum kişiler birlik beraberlik içinde değil çünkü gemisini kurtaran kaptan denildi. Herkes gemisinin peşinde kurtarmaya çalışıyor boğulan boğuluyor, oysa hepimiz aynı gemideydik bir zamanlar.
Arkadaşlar birbirinin elinden satış çalıyor kavga ediyor,Takım ruhu yok sıfır.
Mutsuz asık suratlı insanlar olduk, hepimizde boyun fıtığı, midemizde ağrı elimizde anti depresanlar koskocaman bir topluluğuz,ne acı ne kötü değil mi ?
Bunun görülmemesi de çok acı !
Oysa iyi bankacılık müşteri bağlılığından geçmiyor mu?
Müşteri ihtiyaçlarını karşılamaktan geçmiyor mu?
Müşteriye istemediği ürünü kakalamak “aman ben satayım da hedefim tutsun 2 gün sonra giderse gitsin” demekten mi geçiyor?
Bahanemiz ne?
Herkes böyle!
Tüm bankalar bunu yapıyor bizde yapalım !
Sendika toplantısında satış baskısına verilen cevap içler acısı:
Bu baskı sektörün sorunu yalnızca bizim bankamızın değil !
Yani başkaları kendini damdan atsa yanlış yapsa herkes yapıyor diye bizde yapalım öyle mi?
Olur mu böyle bahane?
Bu kuruma bu cevap olur mu? Benim bankama bu cevap yakışmaz!
Yıllarca bu sektörde öncülük ettik başı çektik etik kurallarımızla teknolojimizle kurum kültürümüzle örnek olduk, gene olabiliriz.
Ya da olabilirdik sektöre uymasaydık.
Bu gün gişeden kredi kartı sattım müşterim istedi tamam
Bu gün gişeden kredi sattım müşterimin ihtiyacı vardı tamam
Ama kredi sattım müşterime dört köşe yaptım o zaman tamam değil 
Bu etik değil. Bilip bilmeden ihtiyacı var mı sormadan bize muhtaç diye her şeyi imzalatmak etik değil !

Leave a Reply